
Böyle demiş Marca manşetinde. Türkçesi “Yeni Kral”. Hakikaten de haketti bu ünvanı. Başından sonuna kadar çok iyi oynadı. Maç 2-0 a geldiğinde aklıma 2004 yapımı Wimbledon geldi aklıma. Karakterler itibariyle uymasa da orda da bizim esas oğlan 2-0 geriye düşer ve 3. sette yağmur arası ve derken 3-2lik galibiyet. Olur mu acaba dedim. Oldu da. Yağmur arasından sonra Federer daha toparlanmış gibiydi. Hızlı da başladı ama ara ara maçtan çok kopmuş gibiydi. Çok basit ve amatörce hatalar yaptı. Ama setleri 7-6 alıp 2-2 getirmeyi bildi. 4. setin tie-break oyununun ilk sayısı şimdiden efsane oldu benim için. Herkes izlesin izlettirsin. Son sete de Federer hızlı başladı ama ilk 8 oyunda kimse daha servis kıramamıştı ki yine yağmur yetişti yorulan sporcuların imdadına. Ama yağmurdan sonra 6 oyun da daha servis kırılamadı en sonunda o müthiş kondisyonuyla Nadal yeter dedi(Öncesinde annem çoktan demişti yeter diye başka şey açın onu izleyelim diye söyleniyordu
) Servisi kırdı ve sonraki servis oyununda da hata yapmadı. 9-7 aldı seti. Maç sonrası sevinci de çok samimiydi. Herşeyiyle hakketti Nadal.Fransadaki hezimetten sonra kendisini Federerin usta olduğu çim kortta da kanıtladı. Yani kral öldü yaşasın “yeni kral”.
Maçın diğer ilginç tarafı ise bütün aile beraber takip etmemizdi. Taraflar arasında gayette heyecan hakimdi. En son ne zaman böyle bir tablo vardı gerçekten hatırlamıyorum.
Uzun zaman olmuştu. Özlemişim
Dünyanın bütün meşhurları bu blogu okuyor; ingiltere kralı, rahmetli başkan kenedi, taçsız kral pele, bakenbauer, kaleci mayer, nadya komanaçi, biricit bardo ve fenerbahçeli cemil. Hepsi şöhretlerini bu bloga borçludurlar. Evet, okuması bedava hemde hiç para vermeden!
----
Sen ne diyosun?